Montofon

Montofonlar hilkat gereği “bakmak” ve “tepki vermemek” fiillerini genellikle bir virtüöz edası ile icra ederler. Kurban bayramında toplu kesim yapılan herhangi bir kesimhaneye düştüyse yolunuz muhakkak görmüşsünüzdür. Bu sığırları bağlayıp bir anda makine vasıtasıyla yukarı çekerler. Baş aşağı gelen hayvan daha ne olduğunu anlamadan boğazında çeliğin soğukluğunu hisseder. Burada incelenmesi gereken konu bu esnada sıranın kendisine gelmesini bekleyen diğer sığırlardır. Bunların bakışlarında sanki derin bir boşluğa nazar ediyormuşçasına bir hissizlik vardır. Burada deruni bir mana ya da hâfi bir sır aramanın lüzumu yoktur. Montofon hayvanı meşrebi gereği düşünmediği için olaylara tepkisiz kalması karşısında kendisine bir suç isnat edilemez. Yani kesimhanede arkadaşı kavurma yapılan bir sığırı boynuzlarından tutarak sarsıp birazdan sucuk olacağını söylerseniz size tepki vermeyecektir. Bu yüzden kurban edilebilir ve etinden sütünden istifade edilebilir montofonlardan bazı insani tepkiler beklemeyiz. Fakat aramızda yaşayan bir şekilde hayat-ı içtimaiye intibak etmiş yer yer okuma yazma ve konuşma eylemlerini icra ettiğine şahit olduğumuz montofonlar için bir kaç kelam etmenin hakkımız olduğu kanaatindeyim.

Bak şimdi değerli sığır kardeşim. Sosyal hayat dediğimiz olgu insanların birbirlerine mecburi olarak katlandığı, ne bileyim hoşlanmasa da tahammül ettiği bir şeydir. Buna bir asgari müşterek diyebiliriz. Yani bir adam seninle konuşuyorsa, iletişime geçiyorsa sana karşı bir zaafı olduğu için değil seninle konuşması gerektiği için yapıyor bunu. Aynı şekilde bu olay dinleme durumu için de geçerli. Burada yapman gereken şey değerli sığır kardeşim, muhatabının eyleminin dozunu ve niyetini iyi bir şekilde analiz etmek ve buna göre mukabele etmektir. Bahsettiğim şey “nezaket” değildir. Yani senin anladığın şekilde nezaket değildir. Çünkü senin gibi montofonlar nezaketi “muhataba saldırmamak” şeklinde algıladığı için buna nezaket demiyorum. Buna duyarlılık diyeceğim. İnsanlarla müşterek bir yaşam alanını paylaşıyorsan duyarlı olmak zorundasın sayın sığır. Çünkü kimse senin sığırlığını tolere etmek, alttan almak zorunda değil. Konuşmak ya da iletişim bir sanattır. Birisi sana zorunda olmadığı halde iltifat ediyorsa ya da seni onore ediyorsa sen de buna medeni bir şekilde karşılık vermek zorundasın. Birisi konuşurken sözünü kesemezsin velev ki kesmek zorunda kaldın bunun için özür dileyerek söze başlarsın. İnsanlar senden bir ricada bulunduysa bu senden daha aşağılık oldukları için yaptıkları bir eylem değildir, bunu sui istimal etmemelisin. İnsanlara ilkel kabilelerde olduğu gibi durup dururken sözle ya da fiille sataşmamalısın, oldu ki sataştın ve karşılığını aldın bu sefer de bozulmamalısın. Kişisel temizliğine önem vermelisin, ortak alanlarda daha sessiz konuşmalısın ve gülmelisin. Biraz vizyonunu geniş tutmalısın sığır kardeşim. Köy özlemi içinde yaşayıp köy edebiyatı yapıp mütemadiyen köylülüğü öveceksen siktir olup gidip köyünde yaşamalısın. Sanatla, bilgiyle alay etmenin senin gibi montofonlar arasında oldukça prim yaptığının farkındayım ama bunu yapmamalısın çünkü senin düşmanı olduğun medeniyet senin bu haline tahammül edebilen yegane şeydir. Diyalog kurmayı, insanları düzgünce dinlemeyi, kendini övmek için kalkanını göğsüne vuran bir ilk çağ savaşçısı gibi değil de bilginle, kültürünle konuşabilme yeteneğinle bunu becerebilen bir insan olmayı öğrenmelisin. Bütün bunlardan önce bunları okuduğunda kendinin de bu montofon grubunun bir mensubu olduğunu fark etmelisin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir