Şimşek – Peyami Safa

“Hiç kimse bir Şimşek aydınlığı gördükçe Pervin’in niçin haykırdığını, niçin saçını başını yolduğunu, kendini yerlere attığını, niçin kafasını taşlara vurduğunu, niçin tepindiğini, anlamıyor, çünkü bu anda hastanın gözleri önüne gelen manzarayı bilmiyor, bu onlar için ebedi meçhuldür, bunu yalnız biz yani bu kitabı okuyanlar, bu hileyi en yakından, bu hileyi içinden seyredenler, bunu yalnız biz yanı bu kitabı okuyanlar biliyoruz.” Kitabın arka sayfasından böyle yazıyor. Gerçekten de kitabı okumayan Pervin’in neden, niye böyle davrandığını bilemeyecektir. Öğrenmeniz için bence bir an önce okumalısınız.

Okumaya devam et

Kemal Tahir – Yorgun Savaşçı

Kemal Tahir bu toprakların yetiştirdiği belkide en iyi romancımızdır. Yazdığı romanların hepsinin gerçek temelleri vardır. Bir kitabı yazarken yüzlerce kaynağı tarar öyle yazar.

Kitap hakkında çok şey söylenebilir. Çünkü herkes için mutlaka bir şey ifade edebilecek türde bir kitap. Kimisi için çok sıkıcı kimisi için akıcı kimisi için konu sade kimisi içinse yeterli olabilir. En azından ben şunu anladım ki. Tarih derslerinde anlatıldığı kadar kolay olmamış halkın direnişi. “Kuvayi Milliye birlikleri seferber olup bizi düşmandan kurtardılar” dediklerinde artık bunun bu cümlenin söylenişi kadar basit bir iş olmadığını bileceğim. O zamanlar düşman ülkelerinin bayraklarıyla kendi ülkesinde onları karşılayan insanlarımızın neden böyle yaptığını bir nebze olsun anlayabileceğim. Padişahların Kuvayi Milliye’nin hareketlerini engellemeye çalıştığıyla ilgili bazı bölümlere inanmak istemedim. Daha çok padişahların buna mecbur kaldığı için öyle davrandıklarını düşünüyorum ve benim bu düşüncemin kitapta daha ağırlıklı olarak yer almasını isterdim.

Okumaya devam et

Salkım Salkım Asılacak Adamlar – Aziz Nesin

Selamlar olsun hepinize… Bugün size bir dönem kitabından bahsedeceğim… Uzun bir inceleme olacak çünkü kitapçıya gidip baktığınızda muhtemelen dikkatinizi hiç çekmeyecek bu kitap. O dönemde oynanan bu oyunun boyutundan neredeyse hiç kimsenin haberi yok… Bilin istedim… O yüzden sarıldım klavyeye .. 6 Eylül 1955 – 7 Eylül 1955 arasında olanlardır bu kitabın konusu… O dönemi ve toplumun genel yapısını daha iyi anlayabilmeniz için 50’lere uzanarak başlayacağız… Kahve, Bira, Votka neyin varsa kap gel.. Başlıyoruz !
Okumaya devam et

Montofon

Montofonlar hilkat gereği “bakmak” ve “tepki vermemek” fiillerini genellikle bir virtüöz edası ile icra ederler. Kurban bayramında toplu kesim yapılan herhangi bir kesimhaneye düştüyse yolunuz muhakkak görmüşsünüzdür. Bu sığırları bağlayıp bir anda makine vasıtasıyla yukarı çekerler. Baş aşağı gelen hayvan daha ne olduğunu anlamadan boğazında çeliğin soğukluğunu hisseder. Burada incelenmesi gereken konu bu esnada sıranın kendisine gelmesini bekleyen diğer sığırlardır. Bunların bakışlarında sanki derin bir boşluğa nazar ediyormuşçasına bir hissizlik vardır. Burada deruni bir mana ya da hâfi bir sır aramanın lüzumu yoktur. Okumaya devam et

Stalin’in Damadı

Aziz Nesin’in Benim Delilerim adlı kitabından bir delirtme anısı daha. Bir insan nasıl delirir, delirtilir. Stalin’in Damadı başlığı altında anlatılan ülkesini ve milletini seven bir devrimci öğretmenin hayatını kısaca aktarıcam. Kitabın tamamını okumak için sahaf veya kitap satan sitelerden temin edebilirsiniz. Okumaya devam et

Aziz Nesin – Benim Delilerim

Aziz Nesin’in okuduğum “Benim Delilerim” adlı kitabında Aziz Nesin kendisine gelen mektupları ve hayatındaki delilerin hikayelerini yazmış. Deliliğin çeşitleri ve insanın nasıl delirdiğini güzel bir şekilde anlatmış bize. Kitabı okuduktan sonra belki sizde bir tür deli olabilirsiniz. Bunu anlamanız için kitabı okumanız lazım. Kitabı buradan alabilirsiniz. Nesin Yayınevi Nesin Vakfına da bir katkınız olmuş olur.
Bazı anılarında üzülecek bazı anılarında çok şaşıracaksınız acaba bende mi deliyim diyeceksiniz. Bende Aziz Nesin’in hayatından geçmiş bazı delilik anılarını burada kısaca yazıp sizlerle paylaşıcam.

Okumaya devam et

Zeytindağı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu kitabı daha önce neden okumadım diye kendime kızıyorum. Falih Rıfkı Atay’ın Pozitif yayınlarından çıkan bu kitabı bence herkesin okuması lazım. Sırf Halifelik sıfatını korumak ve kendisinden başka kimseye verilmesin diye devletin parasını (altınını) rüşvet olarak yada bağlı kalsın diye dağıtan bir devletin hikayesi. (Halbuki Halifelik Hz. İmam Hasan ile son bulmuştur.) Türk askerlerinin yurtlarından, analarından, eşlerinden, çocuklarından uzakta başkalarının yerine ne koşullarda savaşmayı, şehit olmayı anlatan bir kitap. Ve Cemal Paşa’nın keşke bu kadar hizmeti Anadolu için yapsaydımları.
Osmanlı Devleti’nin son dönemleri ve Cumhuriyetin kurulmasından önceki olayları anlatan güzel bir kitap. Osmanlı’nın yanlış siyasetinden dolayı çöküşüne neden olan ve devletin parasının hunharca nasıl harcandığını anlatan bir eser. Okumanızı tavsiye ederim.

Aşağıda kitaptan alıntılar yer alacaktır. Sizde mutlaka bu kitaba sahip olup okumalısınız.

Okumaya devam et

Çayı nasıl demlersiniz?

çay

 

 

 

 

 

 

 

 

Çayın bizim yerimizde önemi çoktur. Mesela muhabbet bitmeden kalkmayız şu çayımızı içelim öyle kalkarız, gelen her misafire çay ikram ederiz vs..

Efendim bu sırrı uzun uzun araştırmalar sonucu, bir çok yeri gezme sonucu değil askerde öğrendim. Askerliğimi Erzincan Subay Orduevi’nde S1 ve S3 olarak yaptım yani açıklaması İkmal ve İdari İşler. Kısım amirim Piyade Kıdemli Başçavuş Hasan GÜLKAN kulakları çınlasın on numara bir kısım amiriydi. Çay konusunda ortak yönlerimiz vardı. İkimizde çayı çok severdik. Çay konusunda ondan bayaa bir şeyler öğrenmiştim. Örneğin çay nasıl demlenir. Şimdi size bunu yazıcam. Okumaya devam et

Turgay Tanülkü’nün hayatı

12401013_977855082285160_2168055436862185929_n

 

Ünlü oyuncu Turgay Tanülkü’nün hayatı film gibi. 62 yaşındaki oyuncu, 18 yaşında girdiği cezaevinden 26 yaşında başka biri olarak çıkmış. Özgürlüğe ilk adımı atarken “Ben geri döneceğim buraya!” diye bir söz vermiş kendine. Tanülkü, ömrünü cezaevlerinde mahkumları tiyatroyla buluşturmaya adamış bir oyuncu… Çoğu insanın Kurtlar Vadisi, son olarak da Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Şahinağa olarak tanıdığı Tanülkü’nün hikayesi dizi olacak kadar çarpıcı… 1981’den beri girip çıkmadığı cezaevi kalmadı. Üstelik o sadece mahkumların değil, onların çocuklarının da hayatlarına umut olmuş. 14’ünü cezaevinden aldığı 23 evladı var. Ve o evlatlardan çoğu üniversiteyi onun sayesinde bitirip hayata atıldı. Hatta içlerinden biri, hukuk okuyup savcı oldu!

Okumaya devam et

Köy Enstitüleri – Can Dündar

Koy_Enstituleri (1)
Kitabın Adı: Köy Enstitüleri
Yazar: Can Dündar
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa: 104

Can Dündar hakkında kısaca bilgi:

16 Haziran 1961’de Ankara’da doğdu.
Mimar Kemal İlk ve ortaokulunda ve Atatürk Lisesi’nde okudu.
1982’de A.Ü.S.B.F. Basın-Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu.
1979’den itibaren sırasıyla Yankı (1979-1983), Hürriyet (1983-1985), Nokta (1985), Haftaya Bakış (1987), Söz (1987-1988) ve Tempo’da (1988) çalıştı.
1986’da İngiltere’de ‘London School of Journalism’i bitirdi.
ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde Siyaset Bilimi dalında yüksek lisansını 1988’de tamamladı.
1996’da aynı bölümde doktora derecesi aldı. Daha fazla bilgi için TIKLAYIN

Okumaya devam et

Sayfalar: Geri 1 2 3 4 5 6 İleri