Parola: Viktorya!..

223051

 

 

Görünen o ki; 1958 yılı Türk dış politikası açısından hayli hareketli geçiyordu…

Ankara Etimesgut’taki 12. Üs’te hava kararmaya başlarken, C-47 uçaklarına büyük bir gizlilik içinde sandıklar yükleniyordu. Malzemelerin yüklenmesine DP iktidarının Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu bizzat nezaret ediyordu.

Bazı pilotlar uçaklara ne yüklendiğini merak edip sorsalar da, hep “yiyecek içecek taşındığı” yanıtını alıyorlardı. Yüklenen uçakların uçuş yönü Lübnan’ın Beyrut Havaalanıydı:

Tam 85 sorti yapıldı, malzemelerin hemen hepsi Lübnan’ın Beyrut Havaalanı’na götürüldü. Bir seferinde merakımızı yenemedik ve sandıkları açtık. Sandıklarda Kırıkkale yapımı silahlar, toplar ve binlerce mermi vardı. Ben beş kez gittim Lübnan’a. Kıbrıs üzerinden gittik hep. O zaman Kıbrıs, İngiltere kontrolünde. Hava sahalarından geçmek zorundayız. Biz havalanmadan önce, “Korkmayın, İngilizler size uyarıda bulunurlarsa parolayı söyleyin” derlerdi. Parola, Viktorya’ydı!…

Kıbrıs üzerine geldiğimizde İngiliz uçakları bizi çevirdi. Ancak Viktorya deyince bırakırlardı. Silahları Beyrut Havaalanı’nda Müslümanlarla çarpışan Hıristiyan milislere teslim ederdik. Müslümanlar o yıllarda giderek güçlenen Nasır taraftarıydılar. Arap milliyetçiliği çığ gibi büyüyordu.

Ankara bize hep uyarıda bulunurdu: “Aman dikkatli olun, Hıristiyanların içinde Ermeniler var. Uçağınızın başından ayrılmayın, yakıtın içine şeker koyarlar.” Silahlar boşaltılırken uçağın yanında sandviç ve kolalarla karnımızı doyurup hemen Ankara’ya dönerdik.

 

Emekli Pilot Albay Hüseyin Avni Güler, 27 Mayıs Hareketi’nden sonra kısa bir süre MAH ile Milli Birlik Hükümeti arasındaki koordinasyonu sağladı. 1992 yılında Soner Yalçın’la yaptığı görüşmede tarihi bir olayı ilk kez açıklıyordu: Türkiye’nin Lübnan’daki Hıristiyanlara silah yardımı yaptığı bugüne kadar basında hiçbir yer almamıştı…

Emekli Pilot Albay Güler, anlatmaya devam ediyordu:

Yine bir sorti sırasında bizimkilerin haberi yok, Beyrut Havaalanı Müslümanların eline geçmiş. Pilot Binbaşı Rıza Kalaycıoğlu ve ekibi bunu bilmeden Beyrut’a iniyorlar. Müslümanlar, ekibi esir alıp uçağa el koydular. Tam bir yıl hapiste kaldı bizimkiler. Sonra Lübnan iç savaşı bitince Türkiye’ye iade edildiler.

Bu tarihi olayı yaşayan sadece emekli Pilot Albay Hüseyin Avni Güler değildi. Emin Karayavuz da meslektaşı Güler’in anlattıklarını doğruluyordu. Emekli pilot albaylar Ahmet Özsungur, Talat Alpay, Abdül Oksal, Nevzat Balaban, Hasan Bezcioğlu olayın öteki tanıklarıydı….

 

Hal böyleyken daha 2014 yılının başında Adana’da MİT’ e ait olduğu söylenen tır’ların jandarma operasyonu tarafından durdurulup aranılan tır’ların içinde gerçekten ne vardı? Nereye, kime gidiyordu? Yada nereden kime geliyordu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir