Dalgaların Sesi

DALGALARIN SESİ
Yazar: Yukio Mişima
Yayınevi: Can Yayınları
Çeviri: Zeyyat Selimoğlu
Japonca Aslıyla Karşılaştıran: Çiğdem Atasayar
1.Baskı, Kasım 2014, İstanbul, 174 Sf

Şinji, balıkçıların yanında çalışan, işini zevkle yapan fakir bir ailenin çocuğudur. Deniz onun için kafasını yaşamın buhranlarından uzaklaştıran ayrı bir dünyadır. Balıkçı gençlerle aralarında kurdukları bir topluluk var buna da Gençler Birliği demişler. İlk okuyuşta futbol takımı akla geliyor elbette. Hikâyenin tüm ciddiyeti koptu bende orada. Şey gibi olmuş burası biraz: Çevirmen Japonların kendine özgü yerel tabirini çevirememiş de bize uyarlamış gibi. Aşırı yerelleştirmenin gazabına uğrayan çeviriler oluyor böyle. Neyse sonra ciddiyetimi toparlayıp devam ediyorum. Gençler Birliği toplantıları genelde geceleri yapılıyor. Bu da balıkçı gençlerin tek eğlencesi bir nevi. Şinji hep aynı köşeye kurulur dizini karnına çeker ve dedikodulara kulak kabartmakla yetinir. Toplantıyı yürüten Yasuo adındaki zengin bebesi olur. Her şeyin başı Yasuo. Babasının nüfuzlu oluşuna ve zengin oluşuna güvenerek tüm idareyi kendi elinde toplar ve işlerden kaytarır. Kimse de babasına olan minnet ve saygıdan ötürü laf söz edemez ona. Ekmek elden su gölden yaşar, ona buna sataşır, birilerinin göz diktiği kıza musallat olur. Bir fosforlu saati var ya her kızı tavlama hakkı ondadır kendince. İşi gücü aylaklık ve alaycılık. İnsanlar hakkında dedikodu yayan, kendisine yüz vermeyen kızların gazozuna ilaç atan kaba tabirle Yeşilçam’ın kötüsü diyebiliriz. Gün gelir Şinji’nin ve Yasuo’nun alışılagelmiş yaşantısına Hatsue adında bir kız müdahil olur. Hatsue, güzelliğiyle nam salmış körpecik bir genç kız. Yasuo’nun fiziksel olarak, Şinji’nin ise kalbî olarak yanaştığı bir kız. Bu ilişki tablosunda Şinji’ye masum duygular besleyen Çiyoko adında, kendini güzel bulmayan, yüzünün çirkinliğini babasından aldığını düşünüp kendiyle barışık olmayan ama yine de yüreğini Şinji’den alamayan bir zavallı daha var.
Balıkçıların yaşam mücadelesini konu alan kitaba ergenlerin sevgi pıtırcıklarını bulaştırarak iyi etmemiş yazar. Böylesine deniz kokulu hikâyeye sevmek, sevişmek eylemlerini sokunca tüm büyüsü bozulmuş kitabın. Yeni yeni boy atmış gençlerin cinsel dürtülerini âşk diye kitaba sokarak sanki o kitap gereken ilgiyi görmeyecekmiş gibi bir algıya mı tutuldu nedir? Yukio Mişima da diğer Japon yazarlar gibi çıplak vücut tasvirlerini şairane betimleyen yazarlardan biri lakin bu kitabında o kadar sığ kalmış ki yetişkin hikâyesi olsaydı belki kalemini daha güçlü konuşturabilirdi. Tek belirgin olanı memeler üzerine yaptığı betimlemesi.

Okumaya devam et