Yazar: Barış Üney

0

Yalnızız – Peyami Safa

Peyami Safa’dan okuduğum ikici kitaptı. 5 -6 Sezonluk bir diziye başlarsın da ilk sezonunda bir cacık olmadığı için sıkılırsın ya o diziden. Bende de aynen öyle oldu. İlk 100 sayfasında beni kitaba bağlayan bir şey olmadı. Sonra kendini zorlarsın dizinin ikinci sezonunu da izlersin “hah işte tamam dizi şimdi başlıyor” dersin. İşte bu kitapta da aynen böyle oldu. Besim’in yemekler üzerine yaptığı efsane diyaloglarda kendimi buldum resmen 🙂 Bir ülke düşler Peyami Safa, adını Simeranya koyar. Mutlu insanların yaşadığı, bedenlerin ve zihinlerin köleleştirilemediği bir ülkedir bu. Yaşadığı dönemin karmaşaları, çarpıklığı ve yalanlarından kaçmak için bir sığınaktır aslında Simeranya. Ütopik dünyadan...

0

Devlet Ana – Kemal Tahir

Kemal Tahir’in hangi kitabını okusam, sanki oradaymışım da bir köşeden izliyormuşum hissine kapılırım. Devlet Ana kitabında da bu hisse kapılmamak elde değil. Kaplan Çavuş’un dükkanına gelen müşterisiyle sohbeti barut meselesine geldiğinde aldığı telaşı, yüzündeki o heyecanı ve merakını sanki oradaymışım gibi bende nefesimi tutarak okudum. Voyvoda Nurettin’in konağındaymışım da Osman Bey’in kancık Alişar’a cevap vermesini herkes gibi bende heyecanla beklemekteyim. Bekleyip oradakilerin yüzünü bir bir gözlerimle tarayıp aldıkları ifadeyi görmeye çabalamaktayım. Bir uç beyliğinden koskoca bir devlet nasıl meydana gelmiştir? Bunu yapan o dönem insanlarının ortaya yüreklerini koymalarıdır. Dosta dostlukla, hayına düşmanca karşılık vererek büyümüşlerdir. Köylüyü, garibi, yoksulu ezmemişler; aksine...

0

Hakkari’de Bir Mevsim – Ferit Edgü

Anlatım biçimi çok farklı bir kitap bazen bir deneme tadı bazen ise bir destan gibi bölümün ne zaman biteceği belli değil. Çok farklı bir roman. Şiir kitabı gibi dize şeklinde yazılmış ancak şiirsel değil sadece dize biçiminde yazılmış türk edebiyatının temel eserlerinden birisi olmuş bir kitap. Türk edebiyatı’nda doğu gerçeğini tüm zamanlarda kavramımıza yarayan kapsamlı bir roman. İlgisizlik, unutulmuşluk yörenin kendi hukukunu oluşturmasına neden oluyor. İşlenen cinayetler karların yolları kapaması gibi hukukun yolunu kapatıyor. Ekonomik zorluklar, hırsızlık ve cinayetleri tetikliyor. Ölenler öldükleriyle kalıyorlar. Hukuk can bile çekişemiyor. Köy ağalarına eyvallah diyen valiler, köy öğretmenlerinin ne kadar iyi yazdıklarından şikayet ediyorlar....

0

Gölgesizler – Hasan Ali Toptaş

Türkçeyi tamamen her türlü güzelliğini kullanarak ama asla kelime oyunu yapmayarak yazdığı Gölgesizler ile tanıştım bir yerden. Hasan Ali Toptaş’ı hiç okumayana, ilk kitap olarak bu eserle başlamamasını öneririm. Çünkü önce yazarın daha kolay kitaplarını deneyimleyip, o kendine has yazım diline ve edebiyat ruhuna alışmanız gerekir. Gölgesizler eseri akıcı olsa da anlaşılması daha doğrusu sindirmesi o kadar kolay lokma değildir. Kurgusu efsanedir ki zaten kurgusunun esrarına kapılan bir filmi de çekilmiştir. Müthiş bir hayal gücüyle yazılmış Düşle gerçeğin iç içe geçtiği bu postmodern romanda varlık-yokluk sorunları ve zaman-mekan ilişkisi ele alınmıştır. Romanda ikili bir anlatım söz konusu. İki farklı yer...

0

Kaplumbağalar – Fakir Baykurt

Yazılmış en iyi köy romanlarından biri ‘Kaplumbağalar’. Alevi köyünde geçiyor hikaye. Ama diyelim yoksulluk var, diyelim apaçık bir köy gerçeği var. Çırılçıplak bir cehalet var, ama zararsız, şehre çıkınca kendini belli eden, ama köyde sırıtmayan. Mesela çok ciddi bir tespit var ki; bugün hala geçerliliğini koruyan ve ciddi bir çoğunluğu ilgilendiren bir tespit. Şehirden tapu için gelen memurlara yumurta pişirir köylüler ve ‘şehirli’ bir memur yumurta yerken, bir tavuğun heladaki dışkıları eşelediğini görür yumurtayı yiyemez. Bu bir statü göstergesi, mesela bu bir imgeye dönüşür, tiksinmek olarak zuhur eder.. Sonra küçümsemek olarak zuhur eder. Halbuki o memur da aslında köylüdür. Halbuki...

0

Kırdığımız Oyuncaklar – Sunay Akın

Tahta atlardan tutun kağıttan uçak ve gemilere kadar her türlü oyuncağın tarihini bulabilirsiniz bu sayfalarda. Savaş dönemlerinde ellerinde oyuncaklarıyla canlarına kıyılan çocuklar da görürsünüz kimi sayfalarda. Her hikayenin sonunda tek bir cümledir sizin yüreğinizi sızlatan. Bu kadar geçmişi var mıdır bu oyuncakların diye düşünürsünüz. Adını hiç duymadığımız bir çok yabancı şahıs aklınızı karıştırabilir. Fakat okunmaya gerçekten değer bir kitap. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Dili çok güzel, geçişleri nasıl yaptığını fark edemiyorsunuz. Kitapta çok sıcak, naif hikayeler var. Kitap sizi yormuyor. Aksine dinlendiriyor. Takıldığım tek nokta bazı hikayelerde toplumun sevgisini kazanmış kıymetli bazı yazarların fikirlerini acımasızca eleştiriyor. Onlara bir cevap hakkı...

0

Andy Weir – Marslı

Konuya önce şuradan gireyim dedim. Adam Mars’ta ölmemek için patates yetiştiriyor ki elinde yetiştirmek için sadece patates var çünkü. Biz patatesi başka ülkelerden alıyoruz. Mars’ta harbiden patates yetişse neredeyse oradan da alacağız. Bir Mark Watney kadar olamadık, kendi ülkemizde kendimize yetecek kadar mahsul yetiştiremedik. Bence bu kitabı Tarım ve Orman Bakanlığında görevli herkesin okuması lazım.

0

Kemal Tahir – Yol Ayrımı

Esir Şehir İnsanları’nda başkarakter olan Kâmil Bey hapisten çıktıktan sonra ayrıldığı eşi Nermin’in evine giderek kızıyla görüşmek ister. Fakat bu süreç, romanın yarısından sonra başlar. 1930’daki Serbest Fırka deneyimi, yazarın karakter çeşitlemesiyle anlatmaya çalıştığı konudur. Kuvayı Milliye saflarında bulunmuş insanların siyaset arenasından uzak tutulmaya çalışıldığı, meydanın kraldan çok kralcı olan parti kodamanlarına kaldığı bir dönem. Esir Şehrin Mahpusu’nda karşımıza çıkan hapishanedeki kötü adam Faytoncu Osman Ağa’nın Serbest Fırkacılığı ile İstiklal Savaşı’nda önemli mücadelesi olan Ramiz Dayı’ya kafa tutmaya çalışması yazarın dönem siyasal yapısının alt yapısını iyi vurguladığı, çelişkileri anlatmaya çalıştığı iyi bir anlatım.

0

Kemal Tahir – Esir Şehrin İnsanları

16 Mart 1920’de işgal (dolayısıyla esir) edilmiş İstanbul’da, yaşamının son sekiz yılını Avrupa’da geçirmiş tahsilli, sanatkar ve aydın bir paşazade olan Kamil Bey’in, hayatının zenginlikten fakirliğe doğru ani geçişi esnasında, vatan, millet, hürriyet, dava adamlığı, fedakarlık v.s… gibi kavramlarla tanışıp, gerçek zenginliği bulmasını, ömründe hiç görmediği Anadolu’ya, birkaç arkadaşıyla birlikte destek verebilmek için kendisiyle, ailesiyle, dost bildiği düşmanlarla, doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösteren sistemle giriştiği mücadelesini anlatan çok güzel bir roman. Esir bir ülkede özgür olmayı değil, gönlüyle özgürlük için savaşan Anadolu’ya bağlı bir esir olmayı seçen Kamil Bey’in hem iç hem de dış dünyasında olanları aynı ustalıkla anlatmış Kemal...

0

Kemal Tahir – Kurt Kanunu

Kurt Kanunu kitabında İzmir Suikasti’nin farklı bir yönünün, arka taraflarının birtakım gerçeklerle beraber Kemal Tahir tarafından romanlaştırılmış halidir. Kemal Tahir’in kullandığı çoğu karakter başta Kara Kemal Bey olmak üzere tarihte yaşamış kişiler. Mustafa Kemal Atatürk’de kitap boyunca ya Sarı Paşa olarak ya da Gazi Paşa olarak geçmekte. Cumhuriyet sonrası ittihatçilerin görüşlerini belirten Kemal Tahir, ittihatçilerin iktidara gerek din, gerek politika gerekse de kişiye özel, yani Sarı Paşa’ya özel görüşlerine bol bol yer verdiği bir kitap. Bazı cümleler için hem romanın gerçekçiliği bakımından olması gerekiyordu diyebilsek de bir taraftan Kemal Tahir’in Sarı Paşa’ya olan eleştirisi de diyebiliriz. Bu yönden bakarsak eğer...

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 İleri