Big Boss

big_boss

 

 

 

 

 

 

– Benim milletimin dili tektir. Bu Türk milletidir.

– Ben ne tek dil dedim, ne de tek din dedim. Hiçbir yerde böyle bir ifadem yok.

– Ben tek dil dedim. Tek din değil.

– Bedelli gibi bir sorumluluk altına Tayyip Erdoğan olarak girmem. Parası olan var olmayan var.

– Şu anda çalışmalarımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Hemen adımı atacağız. Önümüzdeki günlerde bedelli ile ilgili yasayı çıkarmış olacağız.

– NATO Libya’ya müdahale etmeli midir? Böyle saçmalık olabilir mi? NATO’nun ne işi var Libya’da?

– NATO Libya’nın Libyalılara ait olduğunun tespit ve tescili için oraya girmelidir.

– Topraklarımız genelinde böyle bir şey (Kürecik Füze Savunma ve Radar İstasyonu) düşünülüyorsa zaten bu kesinlikle bize verilmeli. Aksi takdirde böyle bir şeyin kabulü mümkün değil.

– Buranın (Kürecik Füze Savunma ve Radar İstasyonu) komuta sisteminin tamamıyla NATO’da olması gerektiğini söyledik.

– Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak bu yalan, Koskoca bir yalan.

– Kayıtsız şartsız egemenlik milletindir. Bunun tartışması olur mu?

– Avrupa Topluluğu, zaten ona girmeyeceğiz. Avrupa Topluluğu Hıristiyan Katlolik devletler topluluğudur.

– Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde Meclis’imiz birçok çalışmayı gerçekleşmiştir.

– Hükümet interneti yasaklıyor, internete sansür getiriyor diye yaygara koparanlar var.

– Tivitır mivitır hepsinin kökünü kazıyoruz. Bu milleti YouTube’a şuna buna yedirmeyiz.

– Yargının kararlarına karşı çıkıp da AK Parti düşmanlığı yapıyorlar, hükümeti yıpratmaya çalışıyorlar demiyoruz. Beğenmediğimiz her kararda yargıyı belli grupların hâkimiyetine girmekle, karanlık emeller içine kaymakla suçlarsak bunun vereceği zararları nasıl telafi ederiz?

– Yargı adil bir karar verecek durumda değil. Çünkü yargıyı o şekilde dizayn etmişler. Yargıda düzenleme yapmak şart. Bu adımı atmadığımız sürece ulusal güvenliğimiz tehdit altındadır.

– Hem laik hem Müslüman olunmaz.

– Tayyip Erdoğan laik bir devletin başbakanıdır.

– Demokrasi bizim için bir amaç değil araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız.

– Demokrasi hoşgörü kültürüdür.

– Türkiye’yi pazarlıyorum. Bizim için verilecek para önemlidir. Her şeyi pazarlar satarız. Parayı veren düdüğü çalar.

– Para her şey değildir.

DERİN DEVLETİN MAVİ KURDELELİ MÜCAHİTLERİ

Yaşar Okuyan’ın anlattıkları dehşet verici. En tüyler ürperteni de mavi kurdeleli mücahitler. Tayyip Erdoğan’ın bugün “Biz ne elimize silah aldık, ne de taş!” diye övündüğü imam hatipliler ve onların örgütlendiği MTTB’lilerin elinde sopa, yakalarında mavi kurdele var. Peki niye bu mavi kurdeleler var? Onun yanıtını yine Yaşar Okuyan veriyor:

Bizim çocuklara dedim ki, “Sopaları alın. Gitmeyeceğiz, ama gitmeyeceğimizi söylemeyin.” Sonra aynı yerde ayrıca bir mavi kurdele dağıtıldı. “Kurdeleler ne olacak?” diye sorduk. Dediler ki, “Bu mavi kurdeleleri Taksim’de komünistler meydana girerken yakanıza takın. Bu iki şeyi gösteriyor: Birincisi orada bir kargaşa çıkarsa siz birbirinizi tanımış olursunuz. İkincisi de –polislerin de bilgisi var- mavi kurdeleyi takanlar antikomünistler olacak.” Nitekim biz ertesi günü oraya yedi sekiz kişi olarak gittik. Yani ülkücüler olarak katılmadık. Uzaktan bakıyoruz. En az yirmi otuz bin kişilik bir kalabalık vardı. Hatta sabah namazından sonra gelenler vardı. Fikir Kulüpleri Federasyonu da Gümüşsuyu’ndan giriş yaptı. Tam Marmara Oteli’nin önüne doğru geldiklerinde daha önce alanda ellerinde sopalarla bekleyenler, gelenlere hücum ettiler.

            Polis bakıyor, mavi kurdele varsa dost dokunmuyor, kurdele yoksa elindeki copla girişiyor. Biz de dedik ki kurdelelerimizi takalım, çünkü uzak olmamıza rağmen bir grup da bize doğru geliyordu.

            Komünizmle mücadele dernekleri vardı. Onların birlikte organize ettiği bir şey. Bundan günler öncesinden de Mehmet Şevki Eygi diye bir gazeteci var. Gazeteden çağrılar yapıyordu. “Komünistler, Moskova uşakları geliyor, dinimize küfrediyorlar!” gibi yazılarla belki 10-15 gün boyunca tahrik etmişti. Toplu olarak sabah namazları organize ediyordu. Böyle bir altyapı oluşturulmuştu. “Kanlı Pazar”da, Hürriyet gazetesinde 6-7 sütunu kaplayan bir resim gözümüzün ödündedir hâlâ…

            Bir şahıs oradaki sol görüşlü bir genci elinde bıçakla, polisin gözünün önünde öldürüyor ve polis seyrediyor. Katiyen müdahale etmediler. İki insanımız orada maalesef bu şekilde öldürüldü. Bu tabii çok derin iz bırakan bir olay. Ben “Kanlı Pazar”ı kitlesel bir organizasyon olarak değerlendiriyorum ve bundan sonraki süreci çok önemsiyorum. Nitekim o hadiseden üç gün önce de polis 8 üniversiteyi bastı. Vedat Demircioğlu isimli bir kardeşimiz bir iddiaya göre polis tarafından dövülerek üst katlardan aşağı atıldı ve hayatını kaybetti. Bazılarının da kaçarken düştüğü iddiası var ama sonuç olarak polisin orayı basması sonucu meydana gelen bir mücadelede hayatını kaybetmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir