Devlet Ana – Kemal Tahir

Kemal Tahir’in hangi kitabını okusam, sanki oradaymışım da bir köşeden izliyormuşum hissine kapılırım. Devlet Ana kitabında da bu hisse kapılmamak elde değil.
Kaplan Çavuş’un dükkanına gelen müşterisiyle sohbeti barut meselesine geldiğinde aldığı telaşı, yüzündeki o heyecanı ve
merakını sanki oradaymışım gibi bende nefesimi tutarak okudum. Voyvoda Nurettin’in konağındaymışım da Osman Bey’in kancık Alişar’a cevap vermesini herkes gibi bende heyecanla beklemekteyim. Bekleyip oradakilerin yüzünü bir bir gözlerimle tarayıp aldıkları ifadeyi görmeye çabalamaktayım.

Bir uç beyliğinden koskoca bir devlet nasıl meydana gelmiştir? Bunu yapan o dönem insanlarının ortaya yüreklerini koymalarıdır. Dosta dostlukla, hayına düşmanca karşılık vererek büyümüşlerdir. Köylüyü, garibi, yoksulu ezmemişler; aksine korumuşlardır.
1290 yılının Anadolu’su bu eserde o kadar canlı ki adeta okurken elinizde bir kılıç at üzerinde kitabın içinde geziniyorsunuz. Büyük romancı Kemal Tahir, gerçekten de büyüklüğünü bir kez daha ispatlamıştır bu romanında.

Osmanlı devletinin kuruluşuna giden süreçte, Anadoludaki müslüman-hristiyan-şamanist bütün halkların iç içe geçmiş yaşam döngüsünü, ablası öldürülünce müslüman Türklere sığınarak (ve yarı gönüllü yarı zoraki müslüman olup) onun intikamını almaya çalışan Mavro ile obadaki en yakın arkadaşı, molla olmak isteyip de anası tarafından alp olmaya zorlanan Kerim’in çevresinde anlatıyor. Tabi en yakın arkadaşları Orhan Bey ve babası Kara Osman Bey de var.

Eserde; Kerimcan, Mavro, Bacıbey gibi karakterler Osman Beyden daha önde anlatılmış. Bir anlamda beyliğin kuruluşuna Türkmenlerin gözünden bakmıştır Kemal Tahir.

Gerçek tarihi kişilikler ile kurgusal karakterleri bir araya getirerek kurguladığı olaylar ile Anadolu’nun o dönemki yapısını ve Osmanlı devletinin kuruluş felsefesini başarılı bir şekilde yansıtabilmiş.Sohbetlerin bolluğu ve olayların anlatılış şeklinin roman karakterlerinin ağzından oluşu 13.yüzyıl konuşma dilini kitabın temel üslubu haline getirmesi yazarın bir başka başarılı özelliği. Ayrıca kitaptaki kahramanlarımızdan Kaplan Çavuş’un bir tutku haline getirdiği teknolojik anlamdaki çalışmalarla ilgili söylediği sözler yazarın yarattığı kahramanın ağzından günümüze adeta bir mesaj niteliğinde.

Orhan Gazi’nin ve aşiret ileri gelenlerinin, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşundaki emeklerinin fedakarlıklarının anlatıldığı, sürükleyici ve okunması kolay, tarih sevgisi aşılayan bir romanıdır. Bu kitabı okumadan liseden mezun olmamalı bir insan diye düşünüyorum. Elbette ki herkes tarih sevmeyebilir ama bu eser sadece konusuyla değil üslubuyla da bir baş yapıt. Oscar almış bir filmi izler gibi okuyorsunuz. Evet tarihi gerçeklerle pek uyuşmaz ama bu da bir belgesel ya da ansiklopedi değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir