Gölgesizler – Hasan Ali Toptaş

Türkçeyi tamamen her türlü güzelliğini kullanarak ama asla kelime oyunu yapmayarak yazdığı Gölgesizler ile tanıştım bir yerden.

Hasan Ali Toptaş’ı hiç okumayana, ilk kitap olarak bu eserle başlamamasını öneririm. Çünkü önce yazarın daha kolay kitaplarını deneyimleyip, o kendine has yazım diline ve edebiyat ruhuna alışmanız gerekir. Gölgesizler eseri akıcı olsa da anlaşılması daha doğrusu sindirmesi o kadar kolay lokma değildir. Kurgusu efsanedir ki zaten kurgusunun esrarına kapılan bir filmi de çekilmiştir. Müthiş bir hayal gücüyle yazılmış

Düşle gerçeğin iç içe geçtiği bu postmodern romanda varlık-yokluk sorunları ve zaman-mekan ilişkisi ele alınmıştır. Romanda ikili bir anlatım söz konusu. İki farklı yer ve iki farklı zamanda yaşanan olaylar anlatılıyor fakat okurken sanki aynı zamanda ve yerde yaşanıyormuş hissi veriyor. Okuduğum diğer Hasan Ali Toptaş romanlarından biraz farklıydı fakat farklı tatlar arayanlara tavsiyemdir.

Kitaptan Alıntılar:

Koşarsın koşarsın da varamazsın hani; içindeki umut, varamadığın kadar büyür.

——

Muhtar, avluyu yeniden taradı gözleriyle. O her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu, izsiz şey olmazdı; kuşların bile izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların yüzde.

——

“Bu güvercin resmini sen mi yaptın?” dedim berbere.
“Ben yaptım,” dedi soğuk bir sesle; “ama sen bunu daha önce de sormuştun.”
“Hiç anımsamıyorum,” dedim; “demek ki unutmuşum.”
“Yine unutacaksın kuşkusuz, belki bir kez daha soracaksın.”
“Desene yaşam tekrarlardan oluşuyor…”
Yanıma oturmuş, gözlerindeki cellat gözleriyle gözlerimin içine bakıyordu. “Tekrarlardan değil,” dedi; “tekrarların tekrarından.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir