Ne vardı o tırların içinde?

Okuduğum Soner Yalçın’ın Bay Pipo kitabından alıntı yaparak yazmıştım aşağıdaki yazımı.

Zaman geçtikçe daha da netleşmeye başlıyor daha da belir bir şekilde madalyonun öteki yüzü görünüyor. 1958 yılında yaşanan olayın bir benzeri 2014 yılında tekrar cereyan ediyor. Adana’da jandarma tarafından durdurulan MİT’e ait olduğu iddia edilen tırlar ve o tırların durdurulmasına çok kızan bir başbakan. Ne vardı bu tırların içinde? Silah mı? Para mı? Altın mı? Yâda İlaç mı? Tam olarak bilmiyorum ne olduğunu ama son günlerde yine bu konu hakkında medyada çıkan haberlere göre TIR’ların içinde IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) terörist grubuna (Şuan ki başbakanın bir türlü terörist diyemediği grup)  giden silahlar olduğu söyleniyor.

Sahi Şuan ki başbakan neden IŞİD’e terörist demiyor? Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanına Terörist diyebiliyor T.C.’nin Subay ve Astsubaylarına terörist diyebiliyor ki bunlar ömürlerini T.S.K. ‘ya vermiş canları pahasına ülkelerini korumuş kişiler. IŞİD ise göz göre göre İslamı kullanarak can alıyor, kelle kesiyor, tehdit ediyor ve Müslümanların kutsal saydıkları yerleri bombalıyorlar. Şuan ki başbakan camiye ayakkabı ile girenleri medya önünde azarlarken suçlarken bağırıp çağırırken neden bu terörist gruba bir şey diyemiyor? Sahi ne vardı o tırların içinde gerçekten? Belki Türk halkı da bunu yıllar sonra bir kitaptan okur ama o zaman tıpkı 1958 yılında olduğu gibi çok geç olacaktır..

Eski yazdığım yazıyı aşağıdan okuyabilirsiniz.

Görünen o ki; 1958 yılı Türk dış politikası açısından hayli hareketli geçiyordu…

Ankara Etimesgut’taki 12. Üs’te hava kararmaya başlarken, C-47 uçaklarına büyük bir gizlilik içinde sandıklar yükleniyordu. Malzemelerin yüklenmesine DP iktidarının Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu bizzat nezaret ediyordur.

Bazı pilotlar uçaklara ne yüklendiğini merak edip sorsalar da, hep “yiyecek içecek taşındığı” yanıtını alıyorlardı. Yüklenen uçakların uçuş yönü Lübnan’ın Beyrut Havaalanıydı:

 “Tam 85 sorti yapıldı, malzemelerin hemen hepsi Lübnan’ın Beyrut Havaalanı’na götürüldü. Bir seferinde merakımızı yenemedik ve sandıkları açtık. Sandıklarda Kırıkkale yapımı silahlar, toplar ve binlerce mermi vardı. Ben beş kez gittim Lübnan’a. Kıbrıs üzerinden gittik hep. O zaman Kıbrıs, İngiltere kontrolünde. Hava sahalarından geçmek zorundayız. Biz havalanmadan önce, “Korkmayın, İngilizler size uyarıda bulunurlarsa parolayı söyleyin” derlerdi. Parola, Viktorya’ydı!…

Kıbrıs üzerine geldiğimizde İngiliz uçakları bizi çevirdi. Ancak Viktorya deyince bırakırlardı. Silahları Beyrut Havaalanı’nda Müslümanlarla çarpışan Hıristiyan milislere teslim ederdik. Müslümanlar o yıllarda giderek güçlenen Nasır taraftarıydılar. Arap milliyetçiliği çığ gibi büyüyordur.

Ankara bize hep uyarıda bulunurdu: “Aman dikkatli olun, Hıristiyanların içinde Ermeniler var. Uçağınızın başından ayrılmayın, yakıtın içine şeker koyarlar.” Silahlar boşaltılırken uçağın yanında sandviç ve kolalarla karnımızı doyurup hemen Ankara’ya dönerdik.”

Emekli Pilot Albay Hüseyin Avni Güler, 27 Mayıs Hareketi’nden sonra kısa bir süre MAH ile Milli Birlik Hükümeti arasındaki koordinasyonu sağladı. 1992 yılında Soner Yalçın’la yaptığı görüşmede tarihi bir olayı ilk kez açıklıyordu: Türkiye’nin Lübnan’daki Hıristiyanlara silah yardımı yaptığı bugüne kadar basında hiçbir yer almamıştı…

Emekli Pilot Albay Güler, anlatmaya devam ediyordur:

 “Yine bir sorti sırasında bizimkilerin haberi yok, Beyrut Havaalanı Müslümanların eline geçmiş. Pilot Binbaşı Rıza Kalaycıoğlu ve ekibi bunu bilmeden Beyrut’a iniyorlar. Müslümanlar, ekibi esir alıp uçağa el koydular. Tam bir yıl hapiste kaldı bizimkiler. Sonra Lübnan iç savaşı bitince Türkiye’ye iade edildiler.”

Bu tarihi olayı yaşayan sadece emekli Pilot Albay Hüseyin Avni Güler değildi. Emin Karayavuz da meslektaşı Güler’in anlattıklarını doğruluyordu. Emekli pilot albaylar Ahmet Özsungur, Talat Alpay, Abdül Oksal, Nevzat Balaban, Hasan Bezcioğlu olayın öteki tanıklarıydı….

Hal böyleyken daha 2014 yılının başında Adana’da MİT’ e ait olduğu söylenen tır’ların jandarma operasyonu tarafından durdurulup aranılan tır’ların içinde gerçekten ne vardı? Nereye, kime gidiyordu? Yada nereden kime geliyordu?

Kaynak: Doğan Kitap: Bay Pipo sayfa 65

Adana’daki MİT tırlarının içeriği belirlendi, gizlilik kararı verildi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir